AKCİĞER KİST HİDATİĞİ - Prof. Dr. Zekeriya İLÇE

AKCİĞER KİST HİDATİĞİ



AKCİĞER KİST HİDATİĞİ

Kist Hidatik Nedir?

Echinococcus Granulosus’un neden olduğu paraziter kist hidatik hastalığıdır. Köpek, kedi, tilki ve kurt gibi etoburların ince bağırsaklarında yaşayan larva formlarının iç organlarda kist oluşumuna neden olduğu paraziter bir hastalıktır. Hastalık vücutta tüm organları tutabilir ancak en sık karaciğer, akciğer ve dalağı tutar.

Ülkemizde kist hidatik insidansı değişik çalışmalarda 2/1000000-1/2000 gibi farklı oranlarda bildirilmektedir. Semptomsuz seyredebildiği için 16 yaşından küçük hastaların yalnızca %10-20’si tanı alabilmektedir. Kist en sık karaciğerde görülmekle birlikte, çocuklarda akciğer yerleşimi daha yaygındır. Akciğer tutulumu karaciğerden kan ve lenf yolu ile yayılır. Akciğer kistleri daha çok sağ akciğer alt lobuna yerleşir. Akciğer tutulumunda başlıca bulgular göğüs ağrısı, öksürük ve hemoptizidir.

 

Parazitin Evrimi (Yaşam Siklusu) Nasıldır?

Son konakçı dediğimiz köpek, kedi, tilki, kurt vb. hayvanlara yapışan parazitten yayılan yumurtalar etrafa saçılır. Bu yumurtalar suda 7 gün, buzda 4 gün, toprakta 10 ay canlı kalır.  Daha sonra ara konak dediğimiz koyun, keçi vb hayvanların parazit yumurtası ile kirlenmiş gıdaları (ot,su, vb.) yemesi sonucu yumurta, bağırsaklara geçerek açılır ve kan dolaşımına karışarak iç organlarda kist oluşumuna neden olur.

Daha sonra kist içeren organların etoburlar tarafından yenmesi ile parazit tekrar bu hayvanların bağırsağına ulaşarak erişkin hale gelir. İnsanlar da zaman zaman ara konak vazifesi görebilir. Parazit yumurtası ile kontamine olmuş sebze ve meyveler ağız yolu ile alınırsa yumurtalar bağırsakta açılır ve parazitin yaşam siklusu aynı şekilde devam eder. Aynı zamanda yöreler veya ülkeler arası kontrolsüz hayvan hareketlerinin de enfestasyonu yaymada önemli rolü vardır.

 

 

 

Solunum yolu ile alınan parazit yumurtalarının kabuğu doku içi enzimlerle eritildiği için bu yolla bulaşım söz konusu değildir.

 

Şekil: Kist Hidatiğin Yaşam Döngüsü

 

 

Akciğer Kist Hidatiği Açısından Kimler Risk Altındadır?

 

Kişinin mesleği, hobileri, yaşam koşulları, eğitim ve sosyoekonomik düzeyi hastalığa yakalanma riskini etkilemektedir. En büyük risk grubunu parazit mücadelesi yapılmadan serbest dolaşıma bırakılmış enfekte köpeklerle teması olan ve koyun, keçi, inek gibi hayvancılıkla uğraşan kişiler oluşturmaktadır. Son yıllarda evde kedi köpek besleyen ancak hayvancılıkla uğraşmayan kişilerde de yaygın olarak rastlanmaya başlanmıştır.

Bu hayvanlarla temas halinde en az risk altındaki grubu ise evde bilinçli olarak kedi ve köpek besleyen insanlar oluşturmaktadır. Bilinçli bir şekilde bakılan kedi ve köpeklerin tüyleri hiçbir risk taşımaz.

 

Çocuklarda Kist Hidatiğin Genel Belirtileri Nelerdir?

Kist yavaş ve yılar içinde büyüyüp olgunlaşan bir patolojidir. Kistler çok iyi kapsüllü oldukları için hastalık, ilk dönemlerinde ateş, halsizlik ve kilo kaybı gibi sistemik belirtiler göstermeyebilir. Bu nedenle kist ister karaciğerde ister başka organda olsun hastalar oldukça sağlıklı görünmektedirler. Olgu bir süre herhangi bir klinik belirti vermeden seyretse de kistin patlaması ya da infeksiyonuna bağlı olarak bulunduğu organa göre bazı şikayetler meydana gelebilir. Bu şikayetler genellikle karın ağrısı, bulantı, kusma, sarılık, solunum güçlüğü, öksürük, baş ağrısı, işitme, görme, algılama ve koordinasyon bozukluğu şeklindedir.

 

Çocuklarda Akciğer Kist Hidatiğinin Klinik Belirtileri Nelerdir?

Çok yavaş bir gelişim (yılda 1-3 cm.) gösteren kist hidatik, akciğer dokusunun süngerimsi yapısından dolayı, diğer organlara göre daha büyük boyutlara ulaşarak daha erken belirti verebilmektedir. Öksürük, göğüs ağrısı, halsizlik, ateş, balgam ve çocuklarda gelişme geriliği en çok görülen belirtilerdir. Belirtiler kistin yerleşimine ve büyüklüğüne bağlı olarak değişiklik gösterir. Eğer kist akciğerde hava yollarına ve kalp damar sistemine yakın yerleşmişse belirtiler daha erken görülmektedir. Bazı hastalarda kist hava yoluna açılarak öksürükle birlikte dışarı atılabilir. Bu durumda kusar gibi bol miktarda berrak sıvı (kaya suyu) ya da pişmiş yumurta akı kıvamında bir madde (membrana mere) şeklinde olan kistin doğurgan tabakası öksürük ile akciğerlerden atılabilir.

Uzun süreli kist hidatik olgularında deride kızarık döküntüler ve astım benzeri solunum güçlüğü görülebilmektedir. Kisti oluşturan kesenin bir bölümünün yırtılması sonucu kist sıvısı göğüs boşluğuna sızmakta ve fark edilmediği durumlarda akciğer absesine benzer bir tabloya neden olabilmektedir. Akciğer absesinin oluştuğu olgularda ateş, kilo kaybı, solunum yollarından kan gelmesi gibi spesifik olmayan kronik enfeksiyon belirtileri dikkati çeker. Kisti oluşturan kesenin tamamen yırtıldığı durumlarda ise parazitin yayılması, allerjik reaksiyon ve anaflaktik şok (ağır alerjik reaksiyon) görülebilir. Anaflaksi akciğer kist hidatik olgusunun nadir ancak en korkulan komplikasyonudur.

 

Akciğer Kist Hidatiğinin Tanısı Nasıl Konur?

Akciğer Kist Hidatiğinin tanısı Hikaye ve Fizik Muayene ile konur, kan tahlili ve görüntüleme yöntemleri ile tanı doğrulanır.

Hikayede ne gibi şikayetlerin olabileceği yukarda anlatıldı. Akciğer kistleri bazen karaciğer kist hidatiği nedeni ile araştırılırken, bazen tekrarlayan akciğer enfeksiyonu nedeni ile araştırılırken de saptanabilir. Allerji bulguları, solunum şikayetleri, tekrarlayan öksürük atakları ile kendini gösterebilir.

Yukarıda tanımlanan belirtileri taşıyan akciğer kist hidatikli hastaların akciğer grafilerinde hidatik kisti düşündüren farklı şekillerde bulgular izlenmektedir. Kistik yapılar akciğer grafisi sonrası çekilen bilgisayarlı göğüs tomografileri ile büyük oranda belirlenebilmektedir. Bazı kan tetkikleri ile kist hidatik tanısı desteklenebilir.

 

    .      

 

Resim: Akciğer Kist Hidatik Hastalığının Akciğer grafisi  ve Tomografi Görüntüleri

 

Çocuklarda Akciğer Kist Hidatiğinin Tedavisi Nasıl Yapılır?

Akciğer hidatik kistlerinin temel tedavisi cerrahidir, Cerrahi açık veya torokoskopik olarak yapılabilir. Cerrahi tedavideki amaç; paraziti eradike etmek, disseminasyonu (çevreye yayılımını) önlemek için intraoperatif rüptürden kaçınmak ve olabildiğince akciğer parankimini koruyarak kaviteyi ortadan kaldırmaktır.  Tekrarların önlenmesi açısından amaliyat öncesi ve sonrası belli bir süre ilaç tedavisi ( Albendezol ) almasında fayda bulunmaktadır.

 

Kist hidatiğin hem akciğerde hem de karaciğerde bulunduğu durumlarda (%10-20) her iki organda bulunan kistlere cerrahi müdahale gerekmektedir. Ameliyatların ayrı seanslarda yapılmasında fayda olup öncelikle akciğer kist hidatiğinin çıkarılması gerekmektedir.

  

 

Çocuklarda Akciğer Kist Hidatiği Ameliyatlarının Komplikasyonları Nelerdir?

            Ameliyat genel anestezi altında yapılacağından anestezinin bazı komplikasyonları olabilir. Bunlar kanama, bazen uzun süren hava kaçakları olabilir, en önemli komplikasyonu ise kistlerin çevreye yayılması ile ilgili yeterli tedbir alınmadığında nüks (kistin tekrarlaması), hatta bir kist birden fazla kist olarakta tekrarlayabilir. Kist alanında apse, yara yeri enfeksiyonu ise sıkça karşılaşılabilen diğer komplikasyonlardır. Bunların birçoğu Toraks dreni ve uygun tedavi ile kendiliğinden düzelirken, bir kısmında ikinci ameliyat gerektirebilir.

 

Kist Hidatikten Nasıl Korunulur?

 

  • Köpek ve kedilere çiğ gıdalar kesinlikle verilmemelidir.
  • Kişisel temizlik ilkelerine dikkat edilmeli, içme ve kullanma suları temiz olmalı, çiğ yenen sebze ve meyveler bol su ile iyice yıkandıktan sonra tüketilmelidir.

 

 

Hayvan kesimleri, mezbahalarda ve veteriner hekim kontrolünde yapılmalıdır. Kesilen veya ölen hayvanların özellikle içi su dolu kese bulunduran organları köpeklerin ve diğer etçil hayvanların ulaşamayacağı şekilde gömülerek bertaraf edilmelidir. Özellikle kurban bayramlarında bu hususlara daha çok dikkat edilmelidir.

  • Sahipli köpek ve kediler, özel yasayla zorunlu olarak ‘echinococcus granulosus’ yönünden tedavi ettirilmeli ve sahiplerince gezdirilirken etrafa dışkılamaları halinde dışkı uygun bir şekilde çöpe atılmalıdır.
  • Sahipsiz köpekler belediyelerdeki ilgili kişiler tarafından toplanmalı ve gerekli işlemler yapılmalıdır.
  • Köpekler birbirlerinin anüslerini koklarken parazit yumurtaları burunlarına ve tüylerine bulaşabilir. Parazit mücadelesi yapılmadan serbest dolaşan köpeklerin okşanması ve sevilmesi sırasında parazit yumurtaları ellere geçebilir. Bu şekilde kirlenen ellerin yıkanmadan ağıza götürülmesi ile parazitin yumurtası alınır. Bu nedenle, özellikle çocukların sokak köpekleri ile oynamalarına izin verilmemeli, temas halinde ellerin bol su ve sabunla yıkanması sağlanmalıdır.

'Echinococcus granulosus' yumurtasındaki dölüt (onkosfer) sıcak su ile 60°C’de 10 dakikada, 70°C’de 5 dakikada, 100°C’de 1 dakikada öldürülebilmektedir.

*** Burada verilen bilgiler, internet sitesinin içeriği ziyaretçiyi özellikle aileleri bilgilendirme amacı ile düzenlenmiştir. Hiçbir bilgi ziyaretçiler tarafından tavsiye olarak değerlendirilip hiçbir karar veya eyleme neden olmamalıdır. Konu ile ilgili hastasını mutlaka bir çocuk cerrahisi uzmanına muayene ettirmeli, onunla görüşerek birebir bilgisine başvurarak karar vermelidir.

 

Yukarı