GÖBEK AKINTILARI - Prof. Dr. Zekeriya İLÇE

GÖBEK AKINTILARI



 

 

BEBEK VE ÇOCUKLARDA GÖBEK AKINTISI YAPAN NEDENLER:

1. Göbek kanaması

Göbek kordonu içinde bir atardamar ve iki toplardamar vardır. Göbek kordonu, doğumdan hemen sonra göbeğe yakın bir yerden özel bir aygıt ile tutulur ve bunun üzerinden kesilir. Göbek düştüğünde, bu damarların içlerinde oluşan pıhtı ile tıkanmış olması gerekir. Eğer pıhtılaşma yeterli olmazsa göbekten sızıntı şeklinde kanama olur. Kanda pıhtılaşmayı sağlayan etmenlerden biri K vitaminidir. Karaciğerde yapılan bu vitamin, prematüre bebeklerde daha belirgin olmak üzere yenidoğan bebeklerde yeterli düzeyde olmayabilir. Bu nedenle, her doğan bebeğe K vitamini iğnesi yapılmaktadır. Ancak, buna karşın gene de bazı bebeklerde sızıntı şeklinde kanama olabilir. Kanama, genellikle ilk 48 saat içinde kendiliğinden durur. Durmayan kanamalarda, açık damar uçları gümüş nitrat denilen kimyasal bir kalem ile çocuk cerrahı tarafından yakılır. Eğer kanama sürecek olursa dikiş konularak durdurulabilir.

2. Göbek granülomu

Göbek düştükten sonra, içeri çökmüş göbek halkası içinde saptanan parlak ve kırmızı renkte, üzeri pütürlü, minik bir karnıbahar görünümünde büyüklüğü 1 cm’ye kadar varabilen göbek bağı kalıntısıdır. Bebeğin iç çamaşırına bulaşan sarı renkli bir akıntıya neden olur. Göbek düştükten sonraki ilk birkaç gün akıntının olması doğaldır. Kendiliğinden geçmezse, göbek kordonu kalıntısına gümüş nitrat uygulanması yeterlidir. Kimi zaman bu uygulamayı birkaç kez yinelemek gerekir. Eğer geçmiyorsa, o zaman dip kısmından bağlanması ya da çıkarılması gerekir. Bağlanan doku 2-3 gün içerisinde kendiliğinden düşer. Gümüş nitrat uygulamasından sonra göbek çevresinde bir siyah alan meydana gelebilir. Bu durum birkaç hafta içerisinde normale döner. Eğer bu tedaviye yanıt alınamıyorsa umblikal kalıntılar, polipler ya da umblikal sinüs akla gelmelidir.

                             

3. Göbek polipi

Göbek polipi, göbekten dışarı doğru uzanan parlak ve açık kırmızı renkli bir doku şeklindedir. Akıntı ya da kanama yoktur. Kendiliğinden kaybolmaz, bu nedenle ya granülomda olduğu gibi bağlanması ya da küçük bir cerrahi işlem ile çıkarılması gerekir. Polip üzerine gümüş nitrat uygulanmasının bir yararı olmaz.

 

 

                                                 

4. Göbek enfeksiyonu/iltihabı (omfalit)

Günümüzde doğumların çoğunluğunun hastanelerde yapılması nedeniyle oldukça az görülmektedir. Bebeklerde göbek enfeksiyonu hafif ya da ağır olabilir. Hafif enfeksiyonlarda, göbekten sarı-yeşil renkli bir akıntı ve göbek çevresinde hafif bir kızarıklık görülür. Göbeğin antiseptik sıvılar ile temizlenmesi, lokal olarak antibiyotikli pomad uygulanması ve (her hastada gerekmemekle birlikte) ağızdan antibiyotik uygulanması ile tedavi edilebilir. Ağır enfeksiyonlarda ise, göbek çevresindeki kızarıklık belirgindir. Enfeksiyon buradan karın içine ve göbekte henüz tam olarak kapanmamış damarlar yoluyla da kana taşınabilir (sepsis). Göbek çevresinde yaygın olan kızarıklık zamanla daha da koyulaşabilir (fasya etkilenebilir) ve bebek karnına dokunulduğunda ağlayarak tepki verir. Bu bebekler mutlaka hastane koşullarında ve damardan uygulanacak antibiyotikler ile tedavi edilmelidir.

 

                                      

 

5. Yabancı Cisim: özellikle yenidoğanlarda ve küçük çocuklarda göbek akıntısı yapan nedenlerden biride yabancı cisimdir. Göbeğin kağıt mendil ya da pamukla temizlenmesi sırasında kopan küçük parçaların göbekte birikmesi ile olur. Tanısı iyi bir hikaye ve fizik muayene ile konur, ayırıcı tanısı için bazen ultrasonografi yapmak gerekebilir. Tedavisi ise göbeğin iyice temizlenmesidir.

 

 

 

OMFALOMEZENTERİK KANAL ARTIKLARI

 

 

Embriyoloji Ve Anatomi

 

Omfalomezenterik kanal (Vitellin kanal) yolk sak ile primitif barsağı birbirine bağlar ve fetusun beslenmesini sağlar. Intrauterin hayatın 5-7 haftası arasında kanal ortadan kaybolurken gelişen plasenta, Yolk sakın işlevini üstlenir. Bu aşamada oluşan gelişim bozukluklarına omfalomezenterik kanal anomalileri denir ve özellikleri Şekil 1’de özetlenmiştir. En sık görülen omfalomezenterik kanal anomalisi Meckel divertikülüdür. Patent omfalomezenterik kanal: kanalın her iki ucu da açık kalır (%6). Meckel divertikülü: kanalın proksimali (barsak tarafı) kapanmamıştır (%80). Umblikal sinüs: kanalın distal (göbek tarafı) kapanmamıştır (%2). Umblikal kist: kanalın her iki ucu kapanmış ve ortada kistik yapı oluşmuştur (%2).

 

 

                             

 

Meckel Divertikülü karın içi bir oluşum olduğu için ayrı bir başlık altında anlatılacaktır. Burada diğer tiplerinden bahsedilecekti.

 

 

Omfalomezenterik kanal artıklarının klinik belirtiler nelerdir ve tanısı nasıl konur.

 

Açık omfalomesenterik kanalda doğumu takiben göbekten devamlı olarak ince barsak içeriğinin dışarı akması görülür yani göbekten kaka gelir. Açıklık çok küçük olursa bazen sızıntı şeklinde sürekli akıntı gelir. Zaman zaman karın ağrısı olabilir, Enfeksiyon, rüptür olması ya da volvulusa bağlı akut batın kliniği gelişebilir.

 

Tedavi

 

Patolojinin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Ameliyatta süreç kasık fıtığı ya da epigastrik hernide olduğu gibidir.

Urakus Anomalileri:

Anne karnındayken göbek ile mesane (idrar kesesi) arasında kanal şeklinde bir ilişki vardır (urakus kanalı). Bu kanal gebeliğin üçüncü ayında kapanır. Bu bağlantının kapanması ile ilgili sorunlar olduğunda 3 tür hastalık ortaya çıkar.

  1. Urakal fistül (Açık kalmış urakus): Kapanma hiç olmaz ve mesane ile göbek arasındaki bağlantı devam etmektedir, göbekten idrar gelmesi şeklinde kendini belli eder. Bunu saptamak için en uygun yöntem, göbekte akıntının olduğu açıklıktan yerleştirilecek ince bir kateterden özel bir boya vererek lateral pozisyonda film çekmektir. Eğer kanal açıksa, boyanın buradan mesaneye kadar ulaştığı görülebilecektir. Tedavi şekli, cerrahi yöntemle kanalın çıkarılmasıdır.
  2. Urakal Sinüs: Kimi zaman kanalın mesane ile ilişkisi kapanmış ancak sadece göbek kısmı açık kalmış olabilir. Göbek daima nemli olarak bulunur. Bazen küçük bir granülomla birlikte görülebilir. Tedavisi sinüsün ekstraperitoneal olarak çıkartılmasıdır.
  3. Urakal Kist: Bazı durumlarda kanal duvarından oluşan salgı, göbeğin altında kistik bir yapının oluşmasına yol açabilir. Bu çocuklarda da göbekten berrak bir sıvı gelebilir ya da kistik yapı enfekte olabilir. Çoğu zaman kendini göbekle simfisiz pubis arasında bir kitle olarak belli eder. Tanıda ultrasonografi ve sistografi kullanılır. Tedavisi, kalıntının cerrahi yöntemle çıkarılmasıdır.

 

                  

 

 

Urakal Patolojilerin tanısı nasıl konur?

Tanı hikaye ve fizik muayene ile konur. Bazen tanıyı kesinleştirmek için ultrasonografi ve voiding sistografi gerekebilir.

 

Urakal Patolojilerin tedavisi nasıl yapılır?

Tedavi patolojinin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Ameliyat açık ya da Laparoskopik yapılabilir. Süreç diğer karın duvarı defektlerinde olduğu gibidir.

 

Doğumsal Prepubik Sinüs: Nadir bir anomalidir ve sebebi kesin olarak bilinmemektedir. Pipinin tabanına açılan sinüs ağzı vardır. Sinüs uzunluğu 4-5 cm olabilir göbeğe doğru uzanır ve mesane ile ilişkisi olmaz. Ağızdan enfekte ise pürülan (iltihabi) değilse sümüğümsü akıntı olur. Tanı Hikaye ve fizik muayene ile konur. Tedavisi ise patolojiniin cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

 

Mesane ekstrofisi: Klokal membranın anormal gelişimi ve bunun sonucunda mezenşimal dokunun migrasyonunun engellenmesi ile karın duvarının göbek altındaki kısmının kapanmaması. 10 000-50 000 canlı doğumda bir görülür. Mesane arka duvarı ve üreter ağızları ortadadır. Başka sistemlere ait ek anomali nadirdir. Erkeklerde penisin boyu kısa dorsal kordi ve epispadias vardır. Kızlarda üretra ve vajen kısadır. Klitorisde üretral plağın her iki yanında ve ayrıktır. Pubik kemiğin orta hatta birleşmemesi nedeni ile levator ani ve puborektal kasların arası açık kalmıştır. Pelvik taban zayıftır. Rektal prolapsus ve anal inkontinans sık görülür. Perine kısa ve anterior ektopik anüs vardır. İnguinal herni ve inmemiş testis sık görülür. Hastaların tümünde iki taraflı VUR vardır.

                                    

 

 

 

 

*** Burada verilen bilgiler, internet sitesinin içeriği ziyaretçiyi özellikle aileleri bilgilendirme amacı ile düzenlenmiştir. Hiçbir bilgi ziyaretçiler tarafından tavsiye olarak değerlendirilip hiçbir karar veya eyleme neden olmamalıdır. Konu ile ilgili hastasını mutlaka bir çocuk cerrahisi uzmanına muayene ettirmeli, onunla görüşerek birebir bilgisine başvurarak karar vermelidir.

 

 

Yukarı